3 Eylül 2015 Perşembe

Savaşlar ve Çocuklar Üzerine ...

Dün akşam bir resim ile tüm Dünya'daki bir çok kalp acıdı. Tüm Dünya'daki TÜM kalpler diye yazabilmeyi çok isterdim. Ama böyle olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz.
Vicdan çok farklı bir olgu, bunu büyüyünce öğreniyor insan. Sadece kendinden olana vicdanı varmış gibi yapanları, hiç vicdanı olmayanları ve kalbi sadece vicdandan oluşanları (çok nadir de olsa) gördükçe öğreniyorsunuz.
Ancak savaşlardan çıkarları olanların vicdan olgusuna ihtiyacı yok. Hatta vicdan onların düşmanı. Çünkü vicdanı olanın savaşla işi olmaz.
Savaş ne için, ne uğruna olursa olsun birileri canından, evinden ve hatta benliğinden oluyor.
"Savaşa Hayır" diye çığlıklar atan bir çok kişi var. Ama savaşlar hala var. 2 tane Dünya Savaşı sayılıyor tarih sahnesinde ve her ülkenin özgürlük için, din için yada milliyet için ayrı ayrı bir sürü savaşı sıralanıyor kitaplarda.
Kahramanlardan bahsediliyor, başarılardan bahsediliyor ve elbette bazen yenilgilerden de bahsediliyor. Ama çocuklardan bahseden yok. Nesiller yok olmuş bir çok savaşta; binlerce, yüzbinlerce ve milyonlarca insan yaşamını yitirmiş bazılarında. Sayıların içinde yitip giden masum çocuklar birer rakam sadece.
Tıpkı yatağında uyur gibi karaya vuran Aylan gibi. O da birkaç gün yada hafta sonra bir sayı, bir istatistik olacak.
Tarih kitapları Suriye İç Savaşı'nı anlatacak; yıkılmış evinden, öldürülmüş komşularından ve rahat evlerinde savaşlardan elde ettikleri gelirlerle çocuklarının ekmeğini sağlayanların çok uzağında bir umutla bindikleri botun onları ölüme götürdüğünü hiçbir Tarih kitabı yazmayacak.
Varsın yazmasın. Ancak bu noktada hatırlanması yada yazılması zorunlu olan bir şey varsa o da ; savaşları büyüklerin egolarının çıkardığı , bu savaşlarda ise çocukların öldüğüdür.
Sokakta top oynaması gerekirken, annesinin memesini emmesi gerekirken ve kardeşi ile itişip kakışması gerekirken çocuklar ölüyorsa; bundan sorumlu olanlara göz yumanlar da vicdansızdır.
Azıcık vicdanınız varsa, bu ülkede ve elbette tüm dünyada çocukların ölmemesi için savaş bezirganlarını baş tacı, başbakan, cumhurbaşkanı v.b. yapmayı bırakırsınız.
Bunun başka bir çözümü yoktur.
Barış gelmeli ve çocuklar ölmemeli artık. Yeter...


24 Ağustos 2015 Pazartesi

BODRUM TURGUTREİS TATİLİ VE ÖTESİ

Bir çok arkadaşımın bildiği gibi bu yaz hiç tatile gidesim, yolculuğa çıkasım yoktu. Sağolsun eşimin özellikle beni düşünerek "Gidelim." dediği bu tatile ihtiyacım varmış da haberim yokmuş.

Sanırım insan 2 yıllık birlikteliğin ve 9 yıllık evliliğin ardından birbirinin gizil ihtiyaçlarını bile algılar hale geliyor ki bu beni çok mutlu etti. Hele ki eşimin konuşma arasında "Önemli olan sen istemeden seni tatile götürmeyi akıl etmek. Hem 6 yıldır baş başa tatil yapmadık." diyince daha da mutlu oldum.

Sonuçta 3 gece 4 günlük bir tatil planı ile Bodrum Turgutreis'e gittik. Uçakla yolculuk yaptık ve Bodrum'da da servis ve minibüs kullandık. Böylelikle trafik stresi de yaşamadık.

Ayrıca bir önceki yazımda da belirttiğim gibi ben bu tatil boyunca sosyal medya detoksu yaparak gerçek anlamda dinlendim.


Turgutreis , Bodrum'un merkezine göre daha sakin ve ucuz bir yer. Sahil boyunca marinadan başlayıp koyun ucunda sonlana yürüyüş yolunun ic tarafında once D-Marin ve çarşı ardından sıra sıra oteller ve siteler var; deniz tarafını ise halka açık yada otellere ait plajlar oluşturuyor. Yaklaşık 3 km olan bu yürüyüş yolunun marina ve çarşı tarafında restaurantlar, kafeler ve barlar var.


Bizim gibi temiz ve derin deniz sevenler ve değişik vakit geçirip doğal güzellikleri daha çok görebilmek isteyenler elbette yat turuna çıkarlar. Biz de öyle yaptık ve Turgutreis'ten Güney koyları turuna çıktık. Sıra ile Meteor plaji, Akvaryum koyu, Dilek Mağarası koyu, Develi Koyu ve Aspat Koyu'na uğradığımız yat turumuz çok güzeldi.


Bir günümüzü de elbette Bodrum Kalesi ve Su Altı Medeniyetleri Müzesi'ne ayırdık. Kalenin cok güzel korunup alanlarının çok akıllıca kullanıldığını yazıp sözü resimlere bırakıyorum.


Diğer zamanlarımızı da Turgutreis'te ve otelimizin plajında geçirdik. Otelimizin adı Dragut Point North / South Hotel idi. Temiz ve sakin bir oteldi. Dragut , Avrupalıların Turgutreis'e verdikleri isimmiş. Dragut Point ise Turgutreis'in Malta Seferi'nde donanmayı sakladığı nokta imiş.

Turgutreis çarşıdaki Aybey Dondurma'yı ve marinadaki Codfather Restaurant-barı tavsiye ederim. Çarşamba akşamları Codfather'da Ege sahne alıyormuş ancak biz çarşamba akşamı orada değildik maalesef.

İşte böyle karı koca baş başa tatilimiz böyle sakin ve gerçek anlamda dinlenerek geçti. Darısı tüm tatile gitmek isteyenlerin başına.

Sevgiler . . .


13 Ağustos 2015 Perşembe

Sosyal Medya Detoksu



Detoks kelimesi, toksinlerden arınmak anlamına gelse de günümüzde arınmak istenilen her konuda kullanılıyor. Ben de uzun süreden sonra eşimle çıkacağım 4 günlük bodrum tatilinde Sosyal Medya Detoksu yapmaya karar verdim.

Tatilimizle ilgili paylaşmak istediği ayrıntıları dönüşte buradan paylaşacağım. Böylelikle İnstagram, Tweeter ve Facebook hesaplarım üzerinden kimseyi rahatsız etmemiş olacağım. Aynı zamanda da zihnimi dinlendireceğim.

18.Ağustos.2015 tarihinde görüşmek dileğiyle...

Sevgiler...

11 Ağustos 2015 Salı

Valizimde Neler Var? - Bodrum vol.2

Plaj ve Sırt Çantam

Bugünkü paylaşımım kıyafetler olacak. Takılar ve mayolar yok. Onları paylaşmamanın daha doğru olacağını düşünüyorum.
Yine resimlerle devam edeceğim. Sorunuz yada merak ettiğiniz herhangi bir şey olursa yorum kısmından sorabilirsiniz.
Sevgiler.


Üst grup


Alt grup


Elbiseler


Plaj grubu


Uyku


Terlik ve ayakkabılar


10 Ağustos 2015 Pazartesi

Valizimde Neler var? - Bodrum vol.1

Plaj Çantasında Olması Gerekenler

Tatile giderken her şeyi yanımıza alamıyoruz malesef. Ancak abartmadan bakımlı olmak mümkün.

Plaj çantası ile başlayalım. Uzun uzun yazmama gerek yok, resim zaten gerekli bilgiyi veriyor. Merak ettiğiniz bir şey olursa yorum kısmından sorabilirsiniz.
Sevgiler.

Banyo için gerekenler

Cilt Bakımı Için Gerekenler

Makyaj Için Gerekenler


3 Ağustos 2015 Pazartesi

Yeni Hafta ile ...



Cuma gecesi yaşadığım olumsuz durumun ruhum ve bedenimdeki etkilerini itici güç olarak kullanmaya karar verdim. Sitemiz içinde gece yapılan gürültü ile ilgili aslında önemsiz bir olaydı, ancak nedenini anlayamadığım bir şekilde beni çok  olumsuz etkiledi. Aslında bir yönden nedenini hissediyorum ama kabullenmek istemiyorum. Çünkü çevremdeki tüm insanlara karşı her zaman takındığım pozitif tavrı yitirmekten korkuyorum.




Çok uzun zamandır kendimi bu kadar huzursuz ve gergin hissetmemiştim, bu da beni çok rahatsız ediyor. Ama dediğim gibi bunu itici güce çevirmek benim elimde.
Verdiğim bazı kararları uygulanmakta zorluk çektiğim ve dolu dizgin Eğitim Koçluğu'na yelken açtığım şu dönemde; bu itici güç monotona yakın seviyede ilerleyen hayatıma yeni bir yön vermemi sağlamalı. Yoksa hissettiğim sıkıntı manasız olur.




Ne planlıyorum? Üç aşamalı bir gelişim ve değişim planı.
1. Aşama - Bedensel Değişim ve Gelişim
33 yaşını doldurmuş bir insan olarak kendime bakma nedenlerim sadece görsel kaygılar değil. Hem oğlumun hayatını sağlıklı bir anne olarak destekleyebilmek istiyorum, hem de artık yıkım faaliyetleri yapım faaliyetlerinden hızlı olan vücudumu terbiye etmek istiyorum. Ona karşı yeterince hoyrat davrandım.
Spor ve sağlıklı beslenme başlangıç için yeterli sanırım.
2. Aşama - Ruhsal Değişim ve Gelişim
Bu kısım spordan destek alacak, çünkü spor beni çok rahatlatan ve mutlu eden bir eylem. Bir de yoga yada meditasyon tarzı bir şey var aklımda. Araştıracağım önce tabi.
3. Aşama - Mesleki Değişim ve Gelişim
Eğitim Koçluğu eğitimim zaten başladı. 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılı için kafamda olgunlaşan bir takım planlar var. Ancak bunları okul açılmadan netleştiremiyorum. 




Hatalarımın ve olumsuz yaşananların beni tanımlamayacağına karar verdim. Bu motto üzerinden devam edeceğim.
Sevgiler...


23 Temmuz 2015 Perşembe

Çocukken Kuzuların Sessizliği , Büyüyünce Hannibal





Mads Mikkelsen

Hugh Dancy

Kuzuların Sessizliği (The Silence of the Lambs) 1991 yılında gösterime girmişti. Halen IMDB puanı 8.6 ile kült filmler arasında yer alan bu filmi çocuk olmama rağmen çok sevmiştim.
Anthony Hopkins ve Jodie Foster'a hayran olmuştum. Film 5 dalda Oscar ödüllü almıştı.

Dr. Hannibal Lecter ismi hafızalarımıza böyle kazınmışken patlayan dizi sektörü elbette bunu fark etti. Iyi ki de etti. 2 sezonluk Hannibal dizisini keyifle izledim. 3. sezonun çekilmeyeceğini öğrenmek beni üzdü. Ama bence çekebilirler.

Hannibal karakteri çok beğendiğim oyuncu Mads Mikkelsen tarafından canlandırılıp bir de Will (Hugh Dancy) karakteri eklenince , Lawrence Fishburne bile gölgede kaldı diyebilirim. IMDB puanının 8.7 olduğunu da belirteyim.

Şiddet içeriyor malesef ama artık hayatlarımız siddetin içinde zaten.

Yoğun polisiye ve drama sevenlere tavsiyemdir.

Sevgiler...