Ingiltere Güncesi-3

Merhaba ,

Güneşli bir haftayı geride bıraktık; bu nedenle de çok gezdik, daha çok şey gördük.

Hadi başlayalım.

* Sevdiklerim

1- Herkesin özgürce giyinmesi. Burada bu giyilir mi, bu tshirtte delik var mı, hava da azıcık açtı diye şort giysem mi giymesem mi, iç çamaşırım görünmesin mi belli bile olmasın bakılınca ... gibi çoğaltabileceğim bir çok kaygı yok insanlarda. Bu benim için hem yeni hem de çok istediğim bir durum. "Ye Kürküm Ye" zihniyetinden bu noktaya geçiş çok da güzel oluyor. Ne giyersek giyelim, nasıl giyersek giyelim, nerede giyersek giyelim; onlar birer kumaş parçası daha fazla birşey değil. Bununla çooooook mutlu olabilirim. Çünkü bana göre yaşamın tamamına yayılan özgürlük , mutluluk getirir.

2- Büyük açık hava otoparklarında yayalar için ayrılmış özel yol olması ve herkesin bu yola saygı göstermesi. 


3- Market, AVM vb yerlerin pazar günü 11.00-16.00(17.00) saatleri arasında, haftaiçi de 20.00'ye kadar açık olması. Herkesin bir yaşantısı ve ailesi var ve özellikle pazar gününü ailesi ile geçirmek herkesin hakkı. Çalışma saatlerinin buna göre ayarlanması çok güzel.
4- Karşılıksız yapılan güzelliklere çok rastlanması. Burada küçük bir anekdot anlatmak istiyorum.

Kütahya'da annemlerin alt dairesine Somalili çok şeker insanlar taşınmıştı ve kısa zamanda birbirimizi çok sevmiş, ortak bir dil bile konuşmamamıza rağmen görüşür olmuştuk. Bir gün Faiza'nın annesi rahatsızlandı; kalp mi tansiyon mu tam anlayamadık ama hemen aldım Kütahya Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne götürdüm. Muayane ve tetkikler yapıldı, tansiyonmuş ama önemli değilmiş falan neyse en son her işimiz bitti doktora ve diğer yardımcı olanlara teşekkür ettim çıkıyoruz. Doktor "Bir dakika birşey soracağım size" , buyrun sorun dedim tabi "Sizin bu insanlardan ne çıkarınız var? Neden bu kadar ilgileniyorsunuz?" diye sordu. Elbette kendisine verilecek en kallavi cevabı verip çıktım oradan. Ama günlerce içim içimi yedi, o kişinin zihniyeti yüzünden. 

Şimdi hal böyle olup buna benzer bir çok örnek yaşamışken, burada gördüklerim beni resmen silkeliyor. Kendime geliyorum :)

Mesela dün gittiğimiz 2.el eşya pazarında Mehmet sıkıldı pusette mızıldanıyor. Yan taraftaki tezgahın sahibi yardıma yada herhangibir şeye ihtiyacım olup olmadığını sorduktan sonra Mehmet'e tahtadan oyulmuş bir oyuncak at hediye etti ve onu sakinleştirdi. Önce bir düşündüm bedelini sorsam mı atın diye sonra dedim ki kendi kendime "Zeynep kendine gel" :)

Bu örneklere en az 10 tane daha ekleme yapabilirim ama sıkıcı olmamak adına burada bırakıyorum. 


* Sevmediklerim

1- Mağazalara özel kartların burada da olması. Kurtuldum şu Gratis, BOYNER, Migros vs kartlarından derken, şimdiden BOOTS ve Matalan kartımın olması tam bir fiyasko. :(

2- Ara tatil başladığında eğitim kuruluşları ile ilgili her kurum ve kuruluşun tatile girmesi. Belki bu doğru ve güzel bir uygulamadır ama Mehmet'in yaz dönemi kreşini henüz ayarlayamadığım için ve bu işle ilgili görüşebileceğim herkes tatilde olduğu için bana en az 3-4 hafta kaybettirmiş oldu.

* Şaşırdıklarım

1- Gerçekten çoooook yaşlı insanların dışarıda vakit geçirmesi ve alışveriş yapması. Yaşlıların eve kapanması bize özgü ise bu durumdan nefret ettim diyebilirim. Çünkü yürüteç vb aletlerle yürüyen gerçekten çok yaşlı bir sürü insan görüyorum her gün. Yürüyüş yapıyorlar, alışveriş yapıyorlar, Pub da bira içiyorlar; kısacası hayatlarını yaşamaya devam ediyorlar. Takdire şayan değil mi sizce de? Ben her birindeki yaşam enerjisine hayran oldum.

2- Aslında bu şaşırdığım değil şaşırttığım bir durum ama buraya yazayım. Neredeyse 2 haftadır kombi problemi ile boğuşuyoruz ve en sonunda eve giren tüm borular değiştirildi. Tabiki bu süreçte tamir işlerini yapan Barry sürekli bizim evdeydi. Her gün ona kahve-kek vs ikram etmeme zaten yeterince şaşırıyordu, en son cuma günü çok erken geldi ve öğleyin de işi bitmedi akşama kadar da sürecek; kendimize öğle yemeği hazırlarken ona da birşeyler hazırladım. Hem çok şaşırdı hem de çok mutlu oldu. Burada insanlar arkadaşlarına bile yemek hazırlamazmış kolay kolay. Ben de Barry'ye dedim ki "Bizim kültürümüzde eve gelen herkes çok kıymetlidir. Tamirci yada başka bir meslek grubu fark etmez evimize geldi ise misafir sayılır, yedirilir, içirilir." 

Bugünlük bu kadar. Selamlar ve sevgiler hepinize...


















Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fırın Kızmışken : Dolmadan Artan Kabak İçi Değerlendirme ve Beşamelli Tavuk

Maniküre SON !

Fitness ve Pilates :)